Peradi Ensemble - Röportaj - Tülin Ecem Turhan

Peradi Ensemble - Röportaj - Tülin Ecem Turhan

Merhaba,

Düş Art olarak üreten edebiyatçıları ve sanatçıları bir çatı altında toplayıp eserlerimizi dayanışma ruhuyla kitlelere ulaştırmak, aynı zamanda toplum yararına içerikler üretmek isteği ile bir araya geldik.

 

 

Öncelikle; kim, grupta neler yapıyor? Çok kısa bahseder misiniz?

 

Peradi Ensemble dokuz kadın vokalden oluşan bir kolektif. Müzik bizim ortak üretim alanımız. Şarkı seçimi ve düzenleme gibi müzikal konularda kararları birlikte alıyoruz, diğer alanlarda ise herkes kendi yetkinlik alanına göre süreci yürütüyor. Yani sahnede duyduğunuz çok seslilik, perde arkasında da yatay ve paylaşımcı bir işleyişe dayanıyor.

 

Peradi Ensemble nasıl bir araya geldi? Grubun kuruluş hikâyesini bizimle paylaşır mısınız? İlk buluşmanızda neler konuştunuz, aklınızda kalan komik ya da unutulmaz bir an var mı?

 

2019’da İstanbul’da, farklı mesleklerden ve müzik geçmişlerinden kadınlar olarak bir araya geldik. Çoğumuz o dönem Gürcü Çok Sesli Korosu deneyiminden geliyorduk; “yeni bir söz söyleme” ve birlikte üretme ihtiyacı Peradi’yi doğurdu. Aslında hepimizin ortak isteği, kadın sesinin yalnızca sahnede değil, üretimin her aşamasında var olabileceği bir alan yaratmaktı — Peradi tam da oradan doğdu. İlk buluşmalarda çok dilliliği, ortak ses estetiğini ve hikâye odaklı yaklaşımı konuştuk; o günden bu yana da aynı doğrultuda ilerliyoruz.

 

Grubun ismi çok hoş. Bilmeyenler için tekrar anlamını ve nasıl seçildiğini paylaşır mısınız? Bu isim sizin için ne ifade ediyor? Nasıl bir karar aşamasından geçtiniz?

 

“Peri” Gürcüce “renk”, “Peradi” ise “rengârenk” demek; bize göre bu isim, farklı seslerin ve kültürlerin bir aradalığını simgeliyor ve İstanbul’un “Pera”sına da küçük bir selam gönderiyor.

 

Repertuarınızda Gürcüce, Lazca, Türkçe, Rusça gibi birçok dil var. Bu dilleri ve şarkıları seçerken hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz? Hepinizin “bu şarkıyı söylemezsek olmaz” dediği, favori parçanız hangisi?

 

Aslında bunda etkili birçok faktör var: hikâye ve bağlam, şarkıların taşıdığı hafıza, yeraltı anlatıları, kadın sesine alan açan bir hikâye barındırması, çok sesliliğe elverişli bir yapı sunması ve diller arasında duyusal–ritmik denge gibi ölçütleri değerlendiriyoruz. Bazen bir melodinin içindeki ağıt, bazen bir dilin kendine özgü tınısı bizi çekiyor. Seçtiğimiz her parça, yalnızca müzikal olarak değil, duygusal ve kültürel olarak da bizi bir araya getiren bir bağ kuruyor. Bu yüzden repertuarımızda yer alan her şarkı hem o kültürün hikâyesini hem de Peradi’nin ortak sesini taşıyor diyebiliriz.

 

Farklı dillerde şarkı söylerken o kültürle nasıl bağ kuruyorsunuz?

 

Öncelikle metnin çözümlemesini yapıp, sözlerin hikâyesini anlamaya çalışıyoruz. O yöreye özgü söyleyiş ve nefes yerlerine odaklanıyoruz. Sonrasında o kültürden icracıları, yaşayan yorumcuları veya kaynak kişileri dinliyoruz ki o şarkılarla bağ kurup özümseyebilelim.

 

 

Müziğinizin merkezinde çok seslilik oturuyor. Kendi düzenlemelerinizi yaparken nasıl bir süreç izliyorsunuz?

 

Öncelikle parçanın tonal eksenine karar verip, çok seslilik yapısını kurmaya çalışıyoruz. Melodi etrafındaki seslere odaklanıyoruz. Şarkının omurgası çıktıktan sonra, vokal tarzına ve atmosferine uygun müzikal altyapıyı ekliyoruz.

 

Kadınlardan oluşan bir vokal topluluğu olmanın sizin için anlamı nedir? Müziğinizde dayanışmanın sesini nasıl hissettiriyorsunuz veya nasıl hissettirmeyi amaçlıyorsunuz? Karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu?

 

Bizim için sahne; güvenli alan, farklılıkların bir araya gelmesi ve söz & ses eşitliği demek. Prova ve üretim süreçlerinde de bunu görünür kılmak önceliğimiz. Mekân ve teknik olanaklara erişimde zaman zaman güçlükler yaşanabiliyor ancak bunları kolektif organizasyon ve dayanışma ağlarıyla aşmaya çalışıyoruz.

 

Sizin ilham aldığınız müzisyenler veya sanatçılar kimlerdir? Ortak isimler de olabilir, bireysel olarak da yanıtlayabilirsiniz. Tavsiye olarak hangi müzisyenleri önerirsiniz?

Farklı coğrafyalardan kadın ses toplulukları, Balkan çok sesliliği ve Kafkas polifonisi bizlere ilham oluyor. Balkan, Kafkas ve Slav kadın vokal gelenekleri odağında dokuz kadından oluşan Kitka, sunduğu armonik zenginlik ve vokalleriyle uzaktan çok sevdiğimiz bir topluluk.

 

İlk sahne deneyiminizi nasıl hatırlıyorsunuz? Seyircilerden aldığınız reaksiyonlardan memnun musunuz? Unutamadığınız bir sahne anısı veya seyirci interaksiyonu var mı?

İlk sahne deneyimimiz aslında seyircisizdi. 2021 yılında, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında İstanbul Bienali’nin “Yan Yanayız!” etkinliği için Salon İKSV’de çevrimiçi bir konser kaydı gerçekleştirdik. Pandemi koşullarının en yoğun olduğu dönemdi; seyircisiz sahneye çıkmak hem alışılmadık hem de duygusal açıdan zorluydu. Ama o gün, kadın dayanışmasına adanmış bir programda sesimizi bir araya getirmek bizim için çok anlamlıydı. Konserin tamamı hâlâ YouTube’da izlenebilir; o dönemin koşullarına rağmen sesimizin bir aradalığını hatırlamak için güzel bir kayıt bizim için.

 

 

Her konserimizde farklı bir bağ kuruluyor aslında. Farklı dillerde söylediğimiz şarkılarda seyircinin aynı duyguda buluştuğu anlar bizim için en unutulmaz olanlar. Bazen hiç bilmedikleri bir dildeki ezgiye gözleri dolarak eşlik eden insanlar görüyoruz, bazen de sahnenin enerjisiyle birlikte koroya dönüşen bir kalabalık... O paylaşılan sessizlikler ya da ortak nefes anları, her performansı benzersiz kılıyor.

Peradi Ensemble’ın hayalini kurduğu hedef nedir? Yapmak istediğiniz işler olsun, çıkmak istediğiniz sahneler olsun.

 

Çok dilli yapımızı yansıtan, coğrafyalar arası bir yolculuk gibi kurguladığımız bir albüm hazırlığı içindeyiz; bu yönde ilk adımlarımızı attık. Güzel haberler yakında 🙂 Kasım sonunda CSO Ankara’da ilk şehir dışı konserimizi vereceğiz; bizi epey heyecanlandıran bir sahne. Onun dışında hem yurt içi hem de yurt dışı festivallerde yer bularak o sahneleri deneyimlemeyi çok isteriz.

 

Grubun içerisinde bu şarkı tam olarak ‘biz’ dediğiniz şarkınız var mı? Varsa hangisi ve neden?

Diller ve duygular arası köprü kuran, bizi o kültürün özünde gezdirebilen eserlerin hepsi biziz ☺ Bu yüzden bir Gürcü melodisiyle bir Anadolu ezgisini aynı repertuvarda buluşturuyoruz.

 

Müziğin sizin için anlamı tam olarak nedir? Müzik bir araç mı yoksa bir amaç mıdır?

Bir aradalığın mümkünlüğünü duyurmak için çok önemli bir araç; sesi ve çokluğu ifade etmek için ise bizzat amacın kendisi.

 

Son olarak sizin iletmek istediğiniz bir şey var mı?

 

Düş Art’a bu alanı açtığı için teşekkür ederiz; yeni konserlerde buluşmak dileğiyle.

 

 

Bize bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederiz.

1 0