Öykü - Serüven 2.Kısım - Murat Öztürk

Öykü - Serüven 2.Kısım - Murat Öztürk

Bir başka gün...

İstanbul Boğazı'nın o tatlı, o ılık esintisi, yüzünü bir anne şefkatiyle okşuyordu. Galata Kulesi ve Kız Kulesi, yüzyıllardan arta kalan aşklarıyla cilveleşiyor, bir tur teknesi, hoparlörlerinden yükselen türkülerin eşliğinde usulca kıyıya yanaşıyor, genç kızlar ve oğlanlar, el ele kayalıklarda gülüşüyordu. Tüm sesleri tek tek yakalamaya çalışıyor, ardından tekten bütüne ulaşmaya ve ahengi hissetmeye gayret ediyordu.

Yaşlı bir kadının, sırtından ense köküne doğru saplanan konuşması, teknelerden ve arabalardan yükselen envaiçeşit müzikler, çekirdek çitlemeleri, denizin huzurlu dalgaları, dedikodular ve kahkahalar birbirine karışıyordu. Tüm bu sesler ve görüntüler, usta bir sanatkarın elinin maharetiyle bir tabloyu meydana getiriyordu.

İki kayık, suyun yüzeyinde birer ışık huzmesi halinde süzülüyordu. Cisminin yavaş yavaş bu tablodan silinmeye başladığını hissediyor, gerçeklik ile hayal dünyası arasındaki ince çizgide yürüyordu. Boğazın serin sularında yürüdüğünü hayal etmeye başladı. Aheste geziniyordu suyun üzerinde. Fikirlerle, hayallerle ve anılarla yüklü bir kayık gibiydi şimdi.

Boğaz’ın büyüleyici güzellikleri arasında gezinirken, zihni geçmişe, anılara ve hayallere doğru bir yolculuğa çıkıyordu. Her dalganın şefkatle okşadığı kayalıklar, her esintinin tatlı bir melodiyi fısıldadığı bu eşsiz şehir, onun için sadece bir mekân değil, ruhunu besleyen bir ilham kaynağıydı. Geçmişin hatıraları ve geleceğin umutlarıyla dolu bir geceydi bu. İstanbul, tüm ihtişamıyla ona kollarını açmış, sırlarını fısıldamaya meyyaldi şimdi.

Derin bir hasbihale hazırlanıyordu İstanbul. Tüm sırlar, tüm hakikatler sır perdesinin ardından güneş gibi doğacaktı sanki. Hayır, dedi. Hayır İstanbul. Sırlar sır olarak kalsın, hakikat yalnızca benim hayal gücümün kudretiyle şekillensin isterim. Bir ufak tebessüm ile vedasını gerçekleştirdi ve açtı gözlerini. Bilmek istemiyor, hayal etmek istiyordu. Aramak sormak istiyor ama öğrenmek istemiyordu.

Keşif duygusu onu şevklendiriyorsa da keşfetmek arzusunda değildi. İnsanların yüzlerine baktı. Hakikat dedi. Nice hakikatler vardı o yüzlerde. Fakat, hakikat benim kudret elimdeyken güzeldir diye geçirdi zihninden. Tanrının yaratma kudretinden bir yudum çalıyordu kendince. Bir an durakladı. Yaratmak ne güzel şey, dedi. Binlerce yıldır bilmiyordu insanlık neden yaratıldığını. Sonra, tanrıyı anlasa anlasa bir sanatkâr anlardı, diye geçirdi içinden.

1 0