ÖLÜM, YABANCILAŞMA VE ÖZGÜRLÜK TEMALARIYLA HAKAN SARIPOLAT’IN, “ŞEHRİ TERK EDEN” ÖYKÜ KİTABINI YAĞMUR AYAN YORUMLADI

  • 08.Feb.2025

ÖLÜM, YABANCILAŞMA VE ÖZGÜRLÜK TEMALARIYLA HAKAN SARIPOLAT’IN, “ŞEHRİ TERK EDEN” ÖYKÜ KİTABINI YAĞMUR AYAN YORUMLADI

Yedi farklı öyküden oluşan eser, Hakan Sarıpolat’ın ikinci öykü kitabı. Yazarın kendine has bir üslubu var, kelimelerini de çok özenli kullanmış; bazıları o kadar yerindeydi ki o cümlelere tekrar tekrar dönüp okumak istedim.

Kitaptaki öykülerde ölüm, yabancılaşma ve özgürlük gibi birçok tema karşımıza çıkıyor. Özellikle üç öyküde “ölüm” teması ağırlığını gösteriyor. Bütüne bakacak olursak ortak bir nokta da göze çarpmakta; tabii ki sosyal sorunlar…

 

Açıkçası okurken her bölüm bende aynı etkiyi bırakmadı. Ama birçok kısmı da soluksuz okudum. “Nenegeyik” ve “Gölge” öyküsü bendeki yerini daima koruyacak.

Anlatıcı öykülerinde, olayları okuyucuya aktarırken birçok teknik kullanmış. Betimleme, röportaj, bilinç akışı ve iç çözümleme gibi anlatım teknikleri bulunuyor. Öykülerin bence dikkat çeken başka bir yanıysa psikolojik tasvirlerin güçlü olmasıydı. İç sıkıntısı, korku ve endişe gibi duygular iyi biçimde işlenmiş. Öykülerin akışında merak duygunuzu yitirmiyorsunuz, her öyküde aynı ölçü olmasa da “gerilimli” bir atmosfer de sizi içine çekiyor.

Bilinen birçok gerçeklik (bazılarımızın görmezden geldiği ya da önemsemediği), büyülü gerçekçilikle ve çarpıcı bir biçimde bize anlatılmış. Aynı zamanda distopik öğelerle de karşılaşmamız söz konusu. Her öykü için aynı şeyi söyleyemem belki ama en az birinde kendinize ait bir şeyler bulacağınıza eminim. Okuduklarınız size çok da uzak gelmeyecek.

Kitaba adını veren “Şehri Terk Eden” öyküsündeki anıtın, “Hayatınızı anlamlı kılan değerler yok olduğunda boşlukta salınmaya başlıyorsunuz.” ve “Yok olmak, hiç var olmamışçasına ortadan kaybolmak istiyorum.” biçimindeki ifadeleri de felsefi bir açıdan yorumlanabilir.

 

Bir gün cesaretini toplayıp hiç bilmediği yerlere gitme fikri çoğumuz için baştan çıkarıcıdır. Peki, gidecek yerimiz, kalacak evimiz, bir dostumuz ya da yoldaşımız yoksa ne olur? Gitmek-gidememek, eksik kalmak, belirsizlikler…

Etkisiyle beni allak bullak eden, kitaptaki son öykü “Gölge”den bir alıntıyla sözlerimi bitirmek isterim:

“Erkekler tarafından öldürülen binlerce kadından biri olmayacaktım, bu şehri terk edecektim.”

 

Yağmur AYAN