“Gölgelerin Ardındaki Kahkaha: What We Do in the Shadows” - EBRU DOĞUSOY YAZDI

  • 08.Feb.2025

“Gölgelerin Ardındaki Kahkaha: What We Do in the Shadows” - EBRU DOĞUSOY YAZDI

2014 yapımı aynı adlı filmden uyarlanan “What We Do in the Shadows”, vampir mitolojisine bambaşka bir yorum getirerek korku ve komediyi oldukça başarılı şekilde bir araya getirmeyi başarıyor. Jemaine Clement ve Taika Waititi’nin yarattığı bu yapım, sahte belgesel (mockumentary) formatını kullanarak klasik vampir hikayelerini parodi olarak yeniden şekillendiriyor. Filmle benzer bir mizah anlayışına sahip olsa da dizi, yeni karakterler ve genişleyen evreniyle kendine özgün bir hikâye yaratmayı başarıyor. 

 

Dizinin merkezinde, yüzyıllardır birlikte yaşayan bir grup vampirin günlük hayatı yer alıyor. Geleneksel vampir mitolojisinin sofistike ve korkutucu figürleri olmaktansa, birbirleriyle atışan, modern dünyaya ayak uydurmakta zorlanan ve sıradan sorunlarla boğuşan karakterler olarak karşımıza çıkıyorlar. Lider olma hevesiyle yanıp tutuşan ancak bir türlü otoritesini kabul ettiremeyen Nandor, hedonist ve vurdumduymaz Laszlo, tutkulu ve manipülatif Nadja, insan hizmetkârı Guillermo ve enerji vampiri Colin Robinson gibi karakterler, diziyi mükemmel bir bütün kılıyorlar.

 

Dizinin, sahte belgesel (mockumentary) formatını kullanması ise çok kadim görünen bir varlıkların modern çağın içerisine karışımını çok güzel bir şekilde yansıtıyor.  Karakterlerin doğrudan kameraya konuşması, abartılı ama içten performansları ve sanki gerçek bir belgesel çekiliyormuş gibi kurgulanan olay örgüsü, izleyiciyi bu absürt dünyanın içine çekiyor. “The Office” ya da “Parks and Recreation” gibi yapımlardan alışkın olduğumuz bu teknik, vampirlerle birlikte çok keyifli bir uyum yakalıyor.

 

“What We Do in the Shadows”, korku ve komediyi buluşturmada oldukça başarılı. Vampirlerin doğaüstü güçleri ve ürkütücü yanları olsa da bu güçlerini son derece gündelik ve komik durumlarda kullanıyorlar. İşte bu tür sahnelerde, dizinin hem korku klişelerini yeniden canlandırdığını hem de bu klişelerle çok başarılı bir şekilde dalga geçtiğini görebiliyoruz. Bazense popüler kültürde yer edinmiş vampir filmlerine veya karakterlerine atıfta bulunduklarını görüyoruz. Örneğin vampir konseyi toplantısına Wesley Snipes’ın gelmesi ve herkesin Blade’in gerçek bir vampir olduğunu biliyordum diye sevinmesi gibi.

 

Dizinin başarısında yalnızca senaryosu değil, aynı zamanda oyuncuların kusursuz uyumu da büyük rol oynuyor. Her biri farklı bir komedi anlayışına sahip olan bu kadro, karakterlerini o kadar doğal ve eğlenceli canlandırıyor ki, izleyiciye sanki gerçek bir belgesel izliyormuş hissi veriyor.

 

Nandor, bir zamanlar kudretli bir savaşçı ve fethedilmiş toprakların hükümdarıyken günümüzde ev arkadaşlarıyla uğraşan, lider olmaya çalışan bir vampir. Kayvan Novak, Nandor’un bu ikilemini inanılmaz bir şekilde yansıtıyor. Karakterin aksanından vücut diline kadar her detay, onun hem sevimli hem de gülünç bir figür olmasını sağlıyor. 

 

Matt Berry, komedi dünyasında kendine özgü sesi ve tarzıyla biliniyor ve Laszlo karakterine tam anlamıyla hayat veriyor. Çapkın, aristokrat tavırları ve ukalalığıyla öne çıkan Laszlo, gösteriş yapmaya ve anlamsız hikayeler anlatmaya bayılan bir karakter. Berry’nin abartılı ama bir o kadar da sofistike oyunculuğu, Laszlo’yu dizinin en komik figürlerinden biri haline getiriyor.

 

Nadja, grubun belki de en zeki ve aklı yerinde olan üyesi. Natasia Demetriou, karaktere müthiş bir enerji ve özgün bir mizah katıyor. Nadja’nın eski yaşamına duyduğu nostalji, bazen melankolik ama çoğunlukla komik bir şekilde işleniyor. Demetriou’nun konuşma tarzı ve mimikleriyle verdiği tepkiler, karakteri unutulmaz kılıyor. 

 

Guillermo ise vampir olmak isteyen sadık bir hizmetkârken beklenmedik bir şekilde bambaşka bir yola giriyor. Harvey Guillén, Guillermo’nun iç çatışmalarını, hayal kırıklıklarını ve şaşkınlıklarını harika bir şekilde yansıtıyor. Karakterin zamanla geçirdiği evrim de Guillén’in oyunculuğuyla çok daha etkileyici hale geliyor. 

 

Enerji vampiri Colin Robinson, kesinlikle dizinin en orijinal ve benzersiz karakterlerinden biri. Mark Proksch’in sıradan ama bir o kadar da rahatsız edici oyunculuğu, Colin’i inanılmaz derecede komik kılıyor. Sürekli insanları sıkıcı konuşmalarla bayıltarak enerji emen bu karakter, ofis hayatına yapılan mükemmel bir göndermeyle diziye bambaşka bir boyut katıyor. 

 

Klasik vampir hikayelerinden sıkılanlar için “What We Do in the Shadows” tam anlamıyla biçilmiş kaftan. Geceleri av peşinde koşan, gotik şatolarda yaşayan ve dünyayı fethetmeye çalışan vampirler yerine; kira ödeyen, ev işlerini paylaşan ve yerel toplantılara katılan vampirlerle tanışmaya hazır olun.

 

EBRU DOĞUSOY