GÖKHAN YET İLE PROVA ARASI KULİS MUHABBETİ - PINAR ÇEKİRGE YAZDI
Gökhan Yet'i geçtiğimiz yıl Borderline, hemen sonrasında Komşumu Kim Öldürdü?, Ötanazi adlı üç oyunda ve yönettiği Do, Re, Mi, Fa Hişe adlı oyunlarda izlemiştim. Ama tanışıklığımızın çok daha öncesi olduğunu, röportaj esnasında fark ettim. Meğer kendisini ilk kez 1980'lerin ilk yarısında Metin Serezli'nin yönettiği Füsun Önal ve Hadi Çaman'ın oynadığı, Orhan Duru'nun dilimize çevirdiği Durdurun Dünyayı İnecek Var’da izlemişim. Osman Şengezer imzalı dekor ve kostümleri nasıl unutabilirim? Ve Selçuk Borak'ın koreografisini...
Gökhan Yet, tiyatro sahnesinde olduğu gibi son derece içten, sıcak, mütevazı bir insan. Gözlerinde hep o mavi-gri ışık çakımları...
Konuşurken, Gökhan Yet'in, şimdilerde artık çoktan yok olmuş, unutulmuş (unutturulmuş) o nezaket dolu tavrını ayrımsıyorum. Zaten çalışkanlığını, provalarda en iyiye erişmek adına gösterdiği çabayı duymuştum... farklı bir sahne enerjisi var. Her şeyden önce sesi, oyuncu dinamiği, beden diliyle sahneye yaraşan bir aktör.
Sahi, çocukken hayalinde tiyatro oyunculuğu yokmuş. Laf aramızda biraz yaramazmış, hani düz duvara tırmanan, ele avuca sığmayan çocuklar vardır ya, işte onlardan biriymiş.
Ve 1983 yılında, yani henüz on dört yaşında...
Küçükyalı Ellinci Yıl Lisesi'nde okurken kendini Tiyatro Kolu'nda buluyor bir anda.
Çatallı Köy adlı oyunda yaşar kıldığı Arabulucu İsmail yorumuyla, hiç ummadığı bir doruğa erişiyor. Üstelik Liselerarası Tiyatro Yarışması'nda Çatallı Köy jüri özel ödülü alırken, Gökhan Yet En İyi Erkek Oyuncu ödülüne değer görülüyor. Yani, oyunculuğu onaylanıyor.
Sahne, ışıklar, devam eden alkışlar... sahneden inmek istemiyor o an. Acaba günün birinde sahneler evi olur mu?
Beş Kafadarlar Çocuk Tiyatrosu
Nedim Saban'ın 1982 yılında kurduğu, hem yapımcılığını, rejisörlüğünü, hem oyun yazarlığını, oyunculuğunu üstlendiği Beş Kafadarlar Çocuk Tiyatrosu'nda; Mehmet Ergen, Nedim Saban, Erhan Özçelik, Özgür, Nuray İnal, Harun Acar, Ceysu Koçak ile Şeker Portakalı, Gerçeğin Masalı adlı oyunlarda rol alır Gökhan Yet.
"Hiç unutmayacağım, güzel zamanlardı. Okullarda, parklarda sonsuz bir heyecan ve mutlulukla temsiller verirdik. Tiyatronun her işiyle ilgilenirdik. Örneğin, tiyatronun müdürlüğünü de yapıyordum. Farkında olmadan çok şey öğrendiğimiz, oyunculuğu kavradığımız bir dönemdi, diyebilirim. Şu an aklıma Nedim'lerin Suadiye'deki, oyun provalarına yaptığımız, o kırmızı panjurlu evleri geldi..."
Eyvah yoksa aktör mü olacak?
Dediğim gibi, yerinde duramayan, her çocuk kadar yaramaz, biraz da başına buyruktu Gökhan Yet. Tam da ergenlik yılları aslında. Hayallerinde, oyunculuk...
"Şöyle izah edeyim, ailemin bu konuda haklı olarak bazı çekinceleri, geleceğine yönelik kaygıları vardı, kuşkusuz. Öncelikle bir meslek sahibi olmamı, sonrasında tiyatroyla ilgilenmemi istediler. Babam biraz daha destekleyici oldu, 'Eğer tiyatroyla ilgileneceksen, derslerini ihmal etmeyeceksin aksatmayacaksın, ona göre' dedi."
Aksatmaz... İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü kazanır.
Kararlıdır, kendi serüveninin kahramanı olacaktır. Zaten Arthur Schopenhauer "Kader kartları karıştırır biz oynarız" dememiş mi? O da karıştırılmış kartlardan birini çeker.
Gökhan Yet'in KHM Deneme Sahnesi ile başlayan tiyatro yolculuğu Beş Kafadarlar Çocuk Tiyatrosu, Öge Tiyatrosu, Tevfik Gelenbe Tiyatrosu, Yeditepe Oyuncuları, İstanbul Gençlik Tiyatrosu, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Ayna Tiyatrosu, Nokta Tiyatrosu, Tiyatro Lis, Tiyatro İnsan, Antalya Özgün Tiyatro, Derev Art ve Oda Tiyatrosu ile devam eder. Bu arada on beş yıllık bir perde arası yaşar. Hayat şartları onu bir başka sektöre taşır... yarasına bez sarıp yürür.
"Ama gönlümde, aklımda, düşlerimde hep tiyatro vardı... elimden geldiğince oyun izledim o seneler boyunca. Dağarcığıma hayatın renklerini eklemeye çalıştım..."
Yıllar misliyle geçip biter. Sahneye dönme zamanıdır artık. Kendini öldürerek yeniden doğmak, ait olduğu yerde olmaktır bu. Yüreğinin sesini kaybetmemektir belki de.
"Yeni, yepyeni şafaklara eriştim sahnede. Yaşamakla oynamak arasındaki kan bağını hiç unutmamıştım zaten."
Gözlerinin içinden bulutlar geçiyor anlatırken. Hep o mavi-gri ışık çakımları...
"Kısa bir dönem Mehmet Ergen ile Bilsak Tiyatro kurslarına katıldık. Erol Keskin, Ayla Algan, Mücap Ofluoğlu, Beklen Algan'ın derslerine girdik. Her anını değerlendirmeye çalıştığım bir süreçti.”
Ve turneler
"Abdullah Şahin ile Nokta Tiyatrosu'ndayken, hatırlıyorum yetmiş iki gün boyunca Anadolu'da dolaşmış, temsiller vermiştik. Aslında turneler çok şey öğretiyor oyuncuya. Teoriden öte pratik bilgiler giriyor devreye ister istemez. Farklı bir heyecanı, disiplini oluyor turnelerin. Bu arada Tevfik Gelenbe, Feridun Karakaya, Abdullah Şahin, Öztürk Serengil gibi gelenekselden gelen, çok önemli değerlerle çalıştım... ve tabii, ustam, ışığım dediğim Yılmaz Gruda var. Ayrıca Ülkü Ülker, Sümer Tilmaç, Derya Öge, Nedim Doğan...”
Rolü içselleştirmek
"Yılmaz Gruda, oyuncunun sahnede var kılacağı karakteri çok doğru kavraması, onunla duygusal bağ kurması, yani içselleştirmesi gerektiğini, söylerdi hep. Saygı, sorumluluk, çalışma... bu üç unsurdan birinin bile eksik olmamasını, gerçek oyuncunun saygılı, çalışkan ve yükümlülük duygusuna haiz olması gerektiğini vurgular ve hiçbir koşulda oyunculuğunuzu kirletmeyin, derdi. Bir de ezber tekniğiyle ilgili bana şunları aktarmıştı:
‘Ezber için öncelikle metinleri renklere ayırmak gerekir. Örneğin başlangıç metni turuncu fosforlu kalemle çizilmeli, bu bölüm sabah çalışılmalı. Gelişme Bölümü mavi fosforlu kalemle çizilmeli, bu bölümü de öğlen saatlerinde çalışılmalı. Final bölümüyse yeşil fosforlu kalemle çizilip akşam saatlerinde çalışılmalı. Ve sabah mutlaka tüm bölümlerin, eksiksiz biçimde tekrarlanması gerekir’."
On iki yıldır bazen tek, çoğunlukla Yavuz Pak ile gerçekleştirdiğimiz Dionysos'un Çocukları röportaj serimizde işte böylesi bilgileri, hatıraları, anekdotları geleceğe iletme, emanet etme gibi bir amacımız var. Herhangi bir müsvedde defterine ileride, başkaları tarafından temize çekilmek üzere, gelişigüzel kaydedilmiş, savruk notlar, diyelim.
Lafı şirazesinden çıkarmasam, konudan konuya atlamasam olmaz, gelelim Gökhan Yet'in on beş sene boyunca içinde alazlanan tiyatro ateşine...
"Üstü kül tutmayacak tutkulu bir ateşti bu. Ve sanki adsız, sansız, kimliksizdim. Ne bileyim, Eroin'de yaşar kıldığım Martin'i, kulisleri, provaları, sahnede olmayı özlemiştim en çok."
Ve günlerden bir gün
"Kaan Erkam elime bir tekst tutuşturdu. ‘Bunu bir oku, sonra konuşalım' dedi. Okudum, 5897 sözcükten oluşan Borderline’in 4800 kelimesi Halil İbrahim karakterine, yani bana aitti. Serli Seta Nişanyan’ın yönettiği oyunda İdil Demet Şimşek ile başrolleri paylaştım. Ardından Ayşen İnci'nin yönettiği Komşumuzu Kim Öldürdü?, Taha Aykın'ın yönettiği Ötanazi ve Kaan Erkam'ın yönettiği En Güzel Aşk Şarkılarını Erkekler Söyler ve Meyhanede oyunu geldi.”
Gökhan Yet Ötanazi’de ölümün sinsi yüzüyle karşılaşmış Halil-İbrahim, Komşumu Kim Öldürdü?’de kendini aklamaya çalışan Kâmil yorumlarında hak ettiği alkışları almaya devam ediyor. Bu arada ders veriyor, oyun yönetiyor ve henüz yazımını bitirdiği Annemin Mayası adlı piyesin son okumalarını yapıyor. (Bu arada İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü'nde öğrenci olduğunu da öğreniyorum.)
"Sanatta sansür ve otosansüre karşıyım. Sanat özgürlük gerektirir, sanatçı sözünü esirgemeyen, korkmadan söylemelidir..."
"Role hazırlanırken klişe değil karakter yaratmayı hedeflerim hep."
Ayrılırken, buğulu bir pencere camına ne yazardın?, diyorum. Hiç duraksamadan ‘Neden?’ diye yanıtlıyor.
Sahi NEDEN?
Ve bir not: Gökhan Yet “Küçük salonda, temiz, samimi bir oyun” olarak nitelendirdiği Do-Re–Mi-FaHişe’yi yönetirken Yeşilçam melodramlarından duyarlıklar serpmiş, duyguları başarıyla ön plana çıkarmış, seyircinin kendiyle yüzleşmesine fırsat tanımış.
Gökhan Yet'in Rol Aldığı Oyunlar:
Çatallı Köy, 50.Yıl Küçükyalı Lisesi
Lüküs Hayat, 50.Yıl Küçükyalı Lisesi
Şeker Portakalı, Beş Kafadarlar Tiyatrosu
Gerçeğin Masalı, Beş Kafadarlar Tiyatrosu
Dişi Gazoz, Nokta Tiyatrosu
Annem 40. Babanem 20. Yaşında, Nokta Tiyatrosu
Sevgili Katilim, Tevfik Gelenbe Tiyatrosu
Kuş Misali, Öge Tiyatrosu - 1 Sezon
Rumuz Goncagül, Deneme Sahnesi
Durdurun Dünyayı İnecek Var, Yeditepe Oyuncuları
Eroin, İstanbul Gençlik Tiyatrosu
Alaaddin, Ayna Gençlik Tiyatrosu
Sevgili Dostlar, Nokta Çocuk Tiyatrosu
Döne Döne, İBBŞT
Martı, Tiyatro İstanbul
Feys-i İzdivaç, Tiyatro Özgün
Tiyatro Gecesi, Tiyatro Özgü
Borderline, Oda Tiyatrosu
Meyhanede, Oda Tiyatrosu
En Güzel Aşk Şarkılarını Erkekler Yazar, Oda Tiyatrosu
Komşumuzu Kim Öldürdü?, Oda Tiyatrosu - Plaza YAPIM
Ötanazi, Oda Tiyatrosu
Cırcır Böceği Durmadan Öteryus, Tiyatro Lia
PINAR ÇEKİRGE